Pazartesi, Temmuz 30, 2007

kelime daarcıınızın genişletilmesi içündür...



Canım, pek sevdiğim, en bi' pek değer verip saydığım, saydıkça da sayılarının arttığını fark eylediğim en bi' mükemmel okuyucu kitlem, merhabayınız effennim!!!

Effennim bugün sizlere yine az bişiii, dilimin döndüğünce, beyin kıvrımlarımın el verdiğince, parmaklarımın klavye tuşlarını hissettiğince yepyeni tazecek bilgiler sunıciiiim canımcımlarım.

Şööle ki ne; "Felsefe". Effennim zırt pırt kullanılakoyduğumuz bu kelime nedir, ve dahi ne anlama tekabül etmektedir? Anlamsal içeriği nassı bişiiidir? Di mi effennim? Bunlara biraz açıklık şeedip ufkunuzun açısını 180 derecelere doooru çıkartabilme eğilimi göstericem naçizane aydın bir insan ve ufku 360 derecelik bir açıynan görebilen bir şahsiyet olaraktan effennim.

Effennim,felsefe sözcüğü ilk kez Antika Ege'de Samos'lu matematikçi düşünür-taşınır, Pythagoras (Pisagor İ.Ö. 6.yy) tarafından şeedilmiştir. Pythagoras; dost ve bilgi anlamlarındaki filos ve sofia sözcüklerini yan yana getirerek kendisini ifade etmiştir. Çünkii ona göre eksiksiz bilgelik (sofia-sophia) ancak tanrılara yakışır. İnsan ise sofia'nın yalnızcana dostu olabilir. Yani felsefe, bilginin dostu, arkadaşı,kankardeşi anlamı taşımaktadır.
İ.Ö. 4. yüzyılda diger bir yüce insan Atina'lı düşünür Platon bilgiyi doxa ve sofia olarak ikiye ayırdıktan soora (ikiye ayırma olumsuz anlamında şeedilmemiştir effennim, ööle bacaklarından tutup da ayırma diil) bu bilgilerin ardına düşen farklı iki anlayışta insan yani "homo sapiens" tanımı yapar. Hıh işte bu da; dünyanın aldatıcı bilgileri peşinde koşan filodox ve gerçek bilgiyi arayan filozof...
Platon'un bu tanımı pek bi' yaygın kabul görür. Ortaçağa, öğrencisi Aristoteles ile birlikte damgasını "dang" diye vuran Platon'un görüşleri; islam kültüründe de pek bi' şey olunur effennim. Hatta adı Eflatun'a bile çıkar. Sufi, sofu ve feylesof sözcükleri işte effennim günümüzde filozof (felsefeynen ilgilenen işi gücü felsefe yapmak olan şahsiyet) içün kullanılmaktadır.

yine önem teşkil eden bir mevzuuda sizlerin kafalarındaki soru işaretlerinizi noktaya dönüştürmüş olmanın huzuruynan huzurlarınızdan huzurlu huzurlu ayrılmadan evvel her birinizi ayrı ayrı ve tek tek beyin kıvrımlarınız ve snaptik bağlarınızdan öpüyorum effennim...

esen kalın, esmeyen ince ( sevindiinizi görür gibiyim bu pek bi' alaka görmüş olan entellektüel espirim karşısında)

GÜLFİDANınız

Perşembe, Temmuz 26, 2007

yordum yordum tebi de azcık yoruldum doğal olaraktan...


pek sayın entellektuelite dağarcıklarım,
effennim beni bilirsiniz, ööle bilim dışı şeylerle hiiiç ilgilenmem. hatta bilim dahilinde olmasına raaamen açıklanamamış hipotezler bilem ilgimi zerre çekmez. amma ve lakin konu şudur ki; ne kadar inkar etsem de doğa bana her yönden bi' ayrıcalık sunmuş işte okuyucuklarım... metafizik dahil her bilgi, dağarcığıma kök salmış doğar dooomaz ben.
bu nedenlen yoğun talepleri kıramadım ve sevgili okuyucu kitlemin bir adetinin bana yollayıp, azimle "nooolur ocaaana düştüm Gülfidan abla noolur yorumla şu rüyaamı, ay pek merak ettim, kafayı yiicem" sözlerini yanıtsız bırakmaya gönlüm ve dahi hiç bi' organım raazı olmamıştır effennim...
öncelikle güzel kızım, mektubunu yayınlıciiim ama fakat lakin o "kafayı yemek" tabiri anlamsız ve anlamsız olduu kadar da bilim dünyasının etiiiine uygun olmıyan bir fiil gurubudur. istirham ederim bir daha kullanma...
neyse gelelim önce sevgili okuyucumun gönderdiii mektuba ve rüyasına...
sevgili Gülfidan abla,
rüyamda elimde merdane öööle hamur açıp duruyorum ama ne hikmetse açtııım hamurun her yeri delik deşik oluyor. annem gelio yanıma ve bana "bi' hamur bile açamıon tüüü sana bi' de telli babaya gidip o kadar otobüs parası verip sana koca adadık, boooşaaaa tüüü" dio.
ben aaalıyorum tebi. yüzüm gözüm un içinde. tam o sırada kapı çalınıyo... bi bakıyoruz kapı yok. "aaa kim çaldı derkene, elinde kapıynan bi' pirens giryo içeri ve dio ki "şu elimde gördüüün anahtarı yüzlerce kapıda denedim, ancak bu sizin kapınıza uydu... zeusun izni apollonun kavliynen kızınızı babama istiyorum" dio. o sırada saatin sesine uyanıyorum...
sevgili kızceeezım,
bi' kere rüyada hamurla haşır neşir olmak köklü değişikliklerin göründüüne işarettir. şööle ki... başaktan una undan hamura olan değişimin kimyası malum. heh aynen o tarz bişiiiler olcek hayatında. merdane senin elinde, demek ki sen kurucan hayatını, kendin yane... ananı babanı takmiiican gibi. hamurun delik deşik olması, biraz zorluklarnan karşılaşcaaan anlamına gelir.
annenin sözleri yavrum şöööle, yane aslında pisikolojik olarak yorum getircek olursam, real hayatta (yani essahta) sen, annen yüzünden kendine güvenini şeetmişsin güzel yavrum... o neder diye diye heeç bi işe yeltenemiyosun şimdilik.
telli baba, tüm gün "yeni türkü" dinlemenin bir sonucu olsa gerek zannımca, telli turnadan çaarışım olabilir die düşünüyorum zira başka bişiii bulamadım bu zengin ve engin ilmii kaynağımda.
pirensin seni babasına istemesi, gözünün çok fazla yukarılarda olduunun bir sonucudur sevgili evladım. ve ayrıyeten işin içine zeusun falan girmesi de seninn gözünün ve gönülünün bir yunanlıda olabileceeene ya da yabancı damat dizisinden pek bi fezla etkilenmiş olabilceeeene bir imaredir.
kapının çalınmasına gelince sevgili okur yazar kızım, o da anal bölgenizin bi' süreliğine üzerinize örttüünüz örtünün kapsama alanı dışına çıktııını gösteriyoo.
işte her telden her dilden anlayan, on parmaaanda 50 maarifet olan (ki parmak başına 5 maarifet düşüyoo) ben denizin rüya yorumunun da finaline intikal etmiş bulunmaktayız...
umarım siz diiger okuyucuklarım da işlerine yarayabilecek anlamlara ulaşma şansına şeetmişlersinizdirler...
yazıma son verirkene hepinizi astral astral öpüyor RAM uykularınızın bol olmasını diliyorum effennim...
şen kalın
GÜLFİDANınız

Çarşamba, Temmuz 25, 2007

dünyanın sonu "karadelik miii beyaz cüce mii?" öğrenemeden biz zati yok ediyoruz ne acı ki :(


Selamlar, saygılar pek bi' en değerli okur- yazar kitlem.
dün dedim daha sık sizlerlen olcem, bugün başladım bile işte görüldüü üzre.
effennim, pek tebiidir ki ne pek çok bi' fazla mevzuu var sizinle komunike halinde olup, benden size sizden bana aktarılması gereken. Çok ama çok konu var güncel fekat zati bunlar her bir yerde her dakka konuşulageldiinden ben şincilik yorum yapma tenezzülü göstermiyorum sevgili okuyucuklarım.
Ben burda bambaşka bir diyara götürüp sizleri, ufkunuzu apayrı bi' yönde genişetmekle yükümledim kendimi.
dünyamızın sonuna dair effennim!!!
bilim adamlarımızın çoğunun tartıştığı önemli bir konu bu ki yaklaşık olarak maksimum (yane en çoğundan) 5 milyon yıl ömür biçiliooo gezegenimize ki ve de ki bu da bize "amaaaan daha çok var bana denk gelmez nasılsa" dedirtcek gibi görünse de aslında mikroskobik bir zaman dilimidir evren içün...
Ha en bi fazla tartışılan konu da dünyamızın sonu "kara delik" miiiiii yoksam "beyaz cücemiiii" dir ki beyaz cüce diyenlerin daha aaarlıkta olduuunu biliyoruz zati.
Beyaz cüce nedir karadelik nedir... Benim gibin kozmoloji hastası olanlarınız eminim ki biliyorlardır bunların tanımlarını amma tebi herkesleri düşünerekten basit bir dille anlatıciiim.
Yıldızların ömürleri tükendiği effennim, hakkın rahmetine kavuşma günlerinin gelip gelmediii, içlerinde bulunmakta olan kütlelerine göre tespit edilir. Kütlesi Güneşinkinden effennim yaklaşık 1,5 katından aşağı olan yıldızlar, yapılarında bulunan hidrojeni önce bi güzel helyuma soora da helyumun tamamını karbon ve oksijene çevirerek yakıverirler. Artık yıldızın tüm enerjisi bitmiş, tükenmiş öööleee şeey olmuştur effennim. ve garibim yıldız artık beyaz cüce haline gelmiştir. ve effennim bu beyaz cüceler oluşurkene, atomlar öyle büyük kuvvetlerle sıkışırlar ki ne, çekirdeğin etrafında dolanan o miniminnacık elektronlar effenim çekirdeklerinden ayrılıverirler. Yıldız dünyamızın boyutlarına değin küçüldüğünde, elektronlar uygulanan yüksek basınca karşı koyarlar direnirler tüm güçleriynen ve yıldızın artık daha çok büzüşmesini önlerler.
İşte effennim, bizim canııım gezegenimizin sonu da ne acıdır ki ne bööle olcaktır ve fakat kara delik olmasından daha bi hayırlıdır de mi effennim?
Bildiiiniz üzre karadeliklerin o yüce o dayanılmaz çekim gücü kendi ışığını dahi çektiinden onları görmemiz bile impelsible (imkansız yane) ışık olmassa nassı görcez bir cismi de mi effennim? Ha bunlar da her maddeyi hatta ışığı dahi yuttuklarından hatta hatta kendi ışıklarını bilem, bööle kapkaralar ve gözlenmeleri imkansız derecede zordur ki sağolsun biraz da Einstein'ın sayesinde ne idüğü azcık belirli bir hale gelmiş ve zaman ilerledikçe pınçık çınçık çözülmüşlerdir...
yani diiiceeem odur ki, dünyamızı bekleyen akıbet, beyaz cüce olmaktır...
bizse onu bu yüce kozmolojik olaydan bile mahrum etmeye çabalayarak vaktinden evvel yok etmeğe uuraşmaktayız ki vebali çoook böyük olcaktır inanınız bana effennim.
bir acı tatlı yazımın daaa sonuna intikal ettim sevgili kitlem, hepinizi süper novalarınızdan öpüyor ve uzuuun yıllar dünyayla beraber dönmeeğe davet ediyorum...
esen kalın (esmeyen ince) (bu espirim pek uzadı farkındayım ama aldııım pozitif fiit bekler nedeniylen sık sık yineliyorum affınızı şeederek okuyucuklarım)
GÜLFİDANınız

veni yeniden vici sizleriiiiiiii



sayın sayılan sevilen sevişgen hedef kitlem...

nicedir yazmadım ve dahi nicedir noksandım. farkındayım zaar amma ne var ki boş boş yazmak neye yarar? bıraktım bir süre beynimi şööööle bi dinlendirdim. sonra kendime yeni ve daha bi ciddi bi imaj şeettim... rujumu sürdüm kurdaalemi taktım, size olan saygımdan şekle şemale girdim... kendimi besledim. ruhumu temizledim. arım arım aarındım. nirvanaya ve dahi fenafillah mertebelerine eriştim. bundan böööle yazacaklarımla sizlere en bi' ve her bi' hususlarda ve konularda fazla fazla yeter de artar olacağım effennim. konular birikti tebi. anlayışınıza sıınıyorum. biliminden siyasetine çooook şey deeeiştii ben yokkene. amma ve lakin yakıınen takibi ihmal etmeyip her konuda malumatlandım ve malumatlarımı sizlere fışkırtmaya hazır haldeyim okuyucuklarım.

şimdilik bana müsaade. konularımı bi' sıraya sokayım. sonrasında son sürat bilgilendiriiciiim daaarcıklarınızı...

sevgiyle ve hoşçakalın. hatta hoşça değil bizzat "hoş" kalın. niye -ça olasınız ki? de mi ama gönlümün işgalci kitlesi... görüşmek yazışmak okuşmak üzre... HOŞkalın (HAŞince) (yine o müthiş espiritüel kimliiimi kattım araya ki bu yönümden de taviz vermediimi bilesiniz)

GÜLFİDANınınız